MEHTER TAKIMI, İSTANBUL MEHTER TAKIMI, Mehter Marşları Web Sitesi

Mehter Marşları, Notaları, mp3leri
istanbulmehter1.jpg

MEHTER TAKIMI, İSTANBUL MEHTER TAKIMI, Mehter Marşları Web Sitesi

MEHTER

          Kahramanlık ve fedakarlıklarla dolu muhteşem maziyi dile getiren müstesna mehter takımımız acaba ne zaman ve nasıl meydana çıkmıştır? 
          Bugün, yeniden ihya edilen ve hepimizin zevkle, iftihar duyarak seyrettiğimiz, dinlediğimiz mehter takımının mazisi Osmanlı devletinin kuruluşundan öncesine kadar iniyor. Selçuklu hükümdarı II. Gıyaseddin Mes’ud 1289 da Ertuğrul oğlu Osman Beye istiklal fermanı , tuğ ve bayrakla beraber zil, davul, zurna, boru ve nakkare de göndermiştir. Yani mehter takımı böylece Selçuklu'larla birlikte Osmanlı tarihine girerek asırlar boyunca devam etmiş ilk Türk bandosu, aynı zamanda Avrupa bandolarının ilk örneği, atası olmuştur.
          Askeri şevke getiren ve onların muharebe kudretlerini artıran bu bando aynı zamanda merasimlerin vazgeçilmez unsurlarından olmuştur.
          Egemenliğin alametlerinden olup, padişah saraylarında ve vezir konaklarında, günün belirli saatlerinde icrayı ahenk eden mehterler, merasime başlamak için bir takım şart ve kaidelere riayet etmek mecburiyetinde idiler.
Tam bir askeri otorite ve disiplini içinde yetiştirilen bu mehter takımlarında katına göre , cevgen, zurna, boru, nakkare, zil, davul, kös gibi sazlar bulunur. 
          Mehter takımlarında katlı tabiri kullanılır ki, bu takımda her sazdan kaç adet bulunduğunu gösterir. Buna göre eskiden 1 katlıdan 15 katlıya kadar mehterler vardı. Fatih devrine kadar mehter-i hakanîyi ayakta dinlemek usüldendi.
          Mehterde her saz çalana Farsça, cevgân, zurnazen, boruzen, nakkarezen, zilzen, tablzen, kûszen denir ki, bunlar, okuyucu, zurnacı, borucu, nakkareci, zilci, davulcu, köscü demektir.
          Mehterde kös tabir edilen bir çeşit davul vardır ki, at, deve veya fil üzerinde taşınırdı.
          Mehter, növbet vurmaya, yani çalmaya başlamadan önce cevgenden biri öne çıkarak “Vakt-i sürûr-u sefâ, mehterbaşı hey hey” diye bağırır ve mehterbaşı mehterin önüne gelerek “merhaba ey mehterân” der, cevaben mehteran hep bir ağızdan “ Merhaba mehterbaşı” derler. Bundan sonra mehterbaşı çalınacak marş veya şarkıyı söyler, böylece nevbet başlar ve en sonunda hücum marşı ve gülbankla biter.
          Yeniçeri ocağının II. Mamud tarafında 1826 kapatılmasından sonra yüzlerce mehter marşı maalesef, unutulmuş ve kaybolmuştur. Günümüze kadar gelebilen eski mehter marşlarının sayısı çok azdır. Mehterin yeniden ihyası için 1911 de Celal Esat Arseven teşebbüse geçmiş ve o vakit Askerî müze müdürü bulunan Ahmed Muhtar paşanın desteğiyle müzede bir mehter takımı kurulmuştur. Kıyafet, çalış tarzı, yürüyüş, duruşlar ve yeni mehter parçalarının bestelenmesi hayli zaman almıştır. 
          www.mehtermarşları.com sitesini kurarken, şu anda elde mevcut mehter marşlarından çok bilinenlerini, makamlarına göre; güfte, beste, DVD görüntüleri, ve VCD’lerini bir araya getirerek mehter tarihine ve kültürümüze katkı sağlamayı amaçladık.
          Bu çalışma esnasında gecelerini feda ederek destek veren Adem Güler kardeşime, bize zevkli, güzel bir site hazırlayan Kerim Sarıgül Beye ve notaları yazmak için günlerce mesaisini harcayan Emrah Akhisar kardeşime şükranı bir borç bilirim. Ellerine, yüreklerine sağlık.
OSMAN SAK